Bir çocuğun gizemli hastalığı. Çaresiz bir anne. Terk edilmiş bir kasaba. Genç bir anne olan Rose (Radha Mitchell) kızı Sharon'ın gizemli hastalığına çare bulmak istemektedir. Psikiyatrik tedaviyi reddeden Rose kızıyla birlikte, kızının rüyasında sürekli olarak tekrarladığı kasabaya, SILENT HILL'e doğru yola çıkar. Kocası Christopher'ın (Sean Bean) karşı çıkmasına rağmen Rose, kızının gizemli hastalığının tedavisinin bu gizemli kasabada olduğuna inanmaktadır. Anne kız kasabaya yaklaşırlarken karşılarına bir gölge çıkar ve Rose arabanın kontrolünü kaybeder. Kendine geldiğinde Sharon arabada yoktur. Rose kızını çaresiz bir biçimde ararken karşısına bir polis (Laurie Holden) çıkar ve onunla birlikte kızını bulmak için Silent Hill'e gider. Rose Silent Hill'in çıkan büyük bir yangından sonra terkedilmiş olduğunu keşfeder. Kasabanın her yanı sisle kaplıdır ve birden Rose'un etrafını gölgeler sarmaya başlar. Rose bu gizemli kasabada kızını ararken kızının kaybolmasının aslında çok büyük şeytani bir planın parçası olduğunu keşfeder.
Süre
125 dakika
İzlenme
202241 izlenme
Film ve oyunun en çarpıcı yönlerinden biri, dindarlığın nasıl sapkınlıkla iç içe geçebileceğini göstermesi. İnsanların din ve inanç uğruna ne tür vahşetlere imza atabileceğini anlatıyor. Evet, film bir oyundan uyarlama ve kurgu, ancak dünyaya baktığımızda dindar fanatiklerin ne kadar tehlikeli olabileceğini görebiliyoruz. İnançları uğruna işledikleri vahşetleri kutlayan insanlar var. Bu durum, her dinin içinde bulunan fanatikler için geçerli. Filistin, Doğu Türkistan, Aleviler... Dindar fanatiklerin katliamlarına maruz kalmış ve kalmaya devam ediyorlar. Aşırı inanç büyük bir tehlike arz ediyor. Cin çıkarma ve büyü gibi akıl dışı uygulamalar da bu tehlikenin bir parçası. Cadı avı geçmişte kaldı sanıyoruz ama bu zihniyetin kalıntıları hala varlığını sürdürüyor. Filmin bu konuları ele almasını özellikle sevdim.
İyi seyirler dilerim.