Diziler
Filmler
Listeler
İletişim
Ara
Giriş Yap
gönder
Temizle
Populer Aramalar
@asprezon
9 yıl önce
katıldı.
0
film takip ediyor.
0
film/bölüm izledi.
55
yorum yaptı.
Favori Filmler
İzlenen Filmler
Sonra İzle
Yorumlar
[spoiler]Bazı arkadaşlar kendinden çok emin şekilde sonu belliydi demişler ama ben hala çok ciddi şüpheler taşıyorum. Özellikle morg sahnesinde elly'nin nişanlısının morgda gördüğü kişinin elly olduğuyla ilgili kesin bir ifade geçmiyor. Ayrıca ben o yüzü elly e benzetemedim. Bu da demek oluyor ki elly ye ne olduğu hala belli değil. İşte bu da filmi o kadar gizemli bir hale getiriyor ki ben buna bayıldım. Yok hayır o morgdaki elly ise ... olsun. Bence yine de iyi bir film. Aile içindeki diyaloglar çok gerçekçi. Ben ailemle böyle bir olay yaşamış olsaydım tıpa tıp aynı diyaloglar geçerdi buna eminim. Asghar Farhadinin Bir Ayrılık filmi de böyle güzel bir konu ve gerçekçilik taşıyordu. Kralsın Asghar.[/spoiler]
9 yıl önce
Beğen
0
Ben bu Gian Maria Volonte'nin yüzüne hayranım. Adam da Nev'i şahsına münhasır bir çehre var. Daha önce Sergio Leone'nin üçlemelerinde yer almıştı. Bu filmle aynı yıl yapılmış olan Her Türlü Kuşkunun Ötesinde Bir Vatandaş Üstünde Soruşturma filminde de yer almış ve ben oyunculuğunu çok beğenmiştim. Saydığım filmlerdeki karakterler kötü düzleminde ilerlese de birbirlerinden çok farklılar. Tabi bu filmde filmin başındaki sahneler haricinde çok etkin olduğunu söyleyemeyiz. Ama ne olursa olsun bu filmin kadrosu çok güçlü ve mükemmel bir soygun sahnesi sunuyor size. Sırf bu sahneyi izlemek için bile izlenebilir. Tabi bu söylediklerimden azılı bir katil veya aranan bir hırsız olduğum izlenimi çıkmasın lütfen. Durduk yere Wanted olmayalım şimdi. (Trenci Jack). Soygun demişken arkadaşlar sevenler için efsane 15 dakikalık sessizlik sahnesiyle meşhur Rififi filmini takdim ederim. İzleyin pişman olmazsınız. Nitekim bir fransız filmi ve sonu sizi bu filmde olduğu gibi tatmin etmeyebilir ama sonu haricinde mükemmel bir akış ve heyecan vaadediyor.
9 yıl önce
Beğen
0
Yaklaşamaz dediğin film olmasa sen o " American kostebegini" nasıl izlemeyi düşünüyordun bi de bakalım. Biraz vefalı olalım olur mu.
9 yıl önce
Beğen
0
Dünyanın neredeyse gözü kapalı zirveye taşıdığı ve böyle giderse de hiç oradan inmeyecek olan bu filme akademi ödüllerinde zırnık koklatmayan heyet i umumiyedeki çok muhterem! zatlar ne düşünüyorlar acaba merak ediyorum. Yıllar önce TRT de çıkmıştı ve bittiğinde bambaşka bir insandım. Bu film beni değiştirdi. Birçok kişi şunları söyleyebilir; etkilendim, vuruldum, beğendim, bayıldım,... vs. Ama bakın ben diyorum ki değiştim. İçimde tarifinde zorlandığım bir insanlık oluşmaya başladı. İşte bende ve benim gibi milyonlarca insanda bu etkiyi oluşturduğu için bu film gerçek bir UNUTULMAZ. Umut, adalet, arkadaşlık, özgürlük gibi insanlığa has kavramlarla çevrelenmiş bir başyapıt. Şayet yaşınız 25 üstüyse ve az da olsa film izliyor ve bu filmi izlememişseniz siz çok şanslısınız. Bu film bence izlemeyenler için dört yapraklı gonca gibi. Eşsiz bir sinema keyfi. İzleyin izletin.
9 yıl önce
Beğen
0
Bu filmle ilgili hep şu kuşkuyu taşıdım durdum. Acaba bizi aldatıyor olabilir mi. Herhangi bir algının pençesine düşmeyi kesinlikle kabullenemem. Bu yüzden filmi size sunduklariyla değil de kendi bilgi birikiminizle değerlendirmenizi öneririm. Demek istediğim yukarıdaki yazıda da geçtiği gibi bu zat damga mı yemiştir. Ya da gerçekten komünist ama bize bu yanlış mı aktarılıyor. Benim konuyu biraz araştırmam sonucunda şöyle bir konuya vardım. Hollywood 10 u dedikleri tayfa gerçekten komünizmi savunan tipler. Ama buradaki sorun onlar komünist değillermiş de onlara çamur atılmış gibi lanse edilmesi. Aslında on lara yapılan haksızlık fikirlerini her ne kadar tasvip etmesem ve komünizmi zerre sevmesem de bu insanlara komünist oldukları bilindiği halde bile devlet eliyle böyle bir linç girişiminde bulunulmasıdır. Tabi bu benim tam emin olamadığım fikrim. Umarım anlatabilmişimdir
9 yıl önce
Beğen
0
Vermiş olduğun bu bilgi için teşekkür ederim. Ayrıca eklemek isterim ki oyunculuklar her ne kadar mükemmel olsa ve hüzünlü bir sonu olsa da milletimiz adına yanıltıcı bulduğumdan filmi sevemedim. Hatta sonunda biraz sevindiğimi bile söyleyebilirim. Ya da buna adaletin tecellisi de denebilir.
9 yıl önce
Beğen
0
Muhteşem bir azmin hikayesi. İnsanoğlunun sınırlarını zorlamasının Fatih'ten bu yana gördüğü ender örneklerinden. Gemicilik sektörüne yepyeni bir ufuk açarken kauçuk sektörüne renk katabilecek tuhaflık da muadillerinin anahtarını alabilecek bir mükemmelliyet. Yalnız Fatih demişken çok önemli bir konuya barnah basmadan geçemeyeceğim. Naciddiyim evet ama söyleyeceklerimden sonra çok şaşırabilirsiniz. An itibariyle Fatih Sultan Mehmet ile ilgili çekilmiş tek film ki kendisi dağlardan gemileri geçirme hususunda uzmandır malumunuz, bu film 47,000 kullanıcı ile 7,3 puana sahipken fitzcarraldo 22,000 kullanıcı ile 8,2 puana sahip. Tabi demiyorum kendi filmimize destek çıkalım diye. Zaten o film görüp görebileceğiniz en rezalet tarihi film. Cüneyt abimizin bile filmlerinde düzeyli bir ilişkisi varken sen git Fethin en önemli sembolüne abuk subuk bir ilişki pay et. Rezalet. Tarihe biraz saygı. Elin adamı nereden bulduysa buluyor ve binbir zorlukla film çekiyor ki herhangi bir çağ değiştirmemiş amazonların operayla tanışması, bizim tarih kirleticilerimiz ise rezillikte zirveyi kimseye bırakmayacak bir utanç filmi yapıyorlar. Hem de tarihimizin en ak sayfası üzerinden. İşte bu film bende bu duyguları uyandırmıştır ve açığı çıkarmıştır. Film ses ve oyunculuk yönünden belki hiçbirşey vermiyor ama o coğrafyada verilmiş bu emek için Werner Herzog ve ekibine ve de ayrıca bu filmi bize yüksek kalitede sunan site yönetimine çok teşekkür ederim.
9 yıl önce
Beğen
0
Benzerini çekemezsin zaten. Bizim dinimiz hiçbir zaman bilimin karşısında olmamıştır. Filmde de sıklıkla sözü geçen Kopernik gibi bilim adamlarının toplumsal lince uğradığı yıllarda islam dünyası bilimde zirvedeydi. Hem ayrıca bu film gerçek bir olayın birebir kopyasıdır. Bunları dikkate almanda fayda var. Öyle ha deyince ateizmin karşısına islam dinini koyamazsın. Yeri geldiğinde her türlü mecrada bilgiler konuşur. Sen bizim dinimizi öyle yobaz zannetme.
9 yıl önce
Beğen
0
Tam olarak ne gördüğünü bilmek isterdim. Burada ayrıca bir yorum yazacağım. Bir daha bu siteye girip yazdıklarımı görürsen yanıtlamanı senden rica ediyorum.
9 yıl önce
Beğen
0
mükemmelliğe hangi açıdan baktığına bağlı. O kadar laf etmişsin izleyicilere ama kendin de 8 vermişsin. O laf ettiğin insanların verdiği oy da ya 8 ya 9. Yani senden kalır yanı yok. Bunu bir düşün derim.
9 yıl önce
Beğen
0
Filmin gerçeklere dayanan yanını unutmadan bir yorum yapmak istiyorum. Şimdi bazı izleyiciler ve yorumcular bu olayı ülkemizle kıyaslayarak bir sonuç çıkarmaya çalışmışlar. Öncelikli çözülmesi gereken konu katolik inancıyla islam inancının karıştırılmaması gerektiğidir. Filmi izleyenlerden beklentim inançlı da olsa inançsız da olsa böyle bir kanala girmemesidir. Film katolik inancındaki insanların dini önderlerinin sert yönlendirmeleriyle nasıl bir gaddarca bir kişiliğe yönlendirilmesine ciddi bir eleştiri getirmektedir. Sanırım gerçekten davanın olduğu dönemde de böyle girişimler olmuştur. Bu tarz olayların gerçekten olduğunu kabul ediyoruz. Peki böyle yönlendiriciler -papaz gibi- bizim dinimizde de yok mu. Tabi ki var. Ama bunu ne o dinde ne bu dinde temsil olarak kabul edemeyiz. Katolik inancındaki asıl sorunun bilime bakış açısı olarak sunulması dikkat çeken başka bir olay. Gerçekte böyle bir algı var mı. Bir hristiyan, inançlı biri bilime inanamaz mı. İnsanların veya türlerin evrilmediğine inanabilir ama en azından bir seleksiyonun olduğuna da mı inanmıyor. Anlaşılan 1920 li yıllarda radikal hristiyan gruplarda inanmayan ve kendini kesinlikle bilimin karşısında gören insanlar var ki böyle bir olay yaşanmış. Bu onlar adına üzücü. Ama daha üzücü olan kendinin hayvandan geldiğini iddia eden insanlardır. Evet hem de gülünç iddia. Zaten çürüdükçe çürüyor. Ben dindar bir kişi olarak dünyanın elbette değişime uğradığına, türlerin farklılaştığına inanıyorum. Ben tabi ki kopernik e inanıyorum. Bilim zaten çoğunlukla benim inancımla örtüşüyor. Ama ben herhangi bir hayvandan geldiğime inanmıyorum. Okuyuculara son bir şey sormak istiyorum. Bu kadar yobaz bu kadar bağnaz bu kadar gerici ve cahil olduğunu düşündüğünüz inançlı kişilerin insanın başından beri insan olduğunu düşünmesi, siz kendini bilime adadıklarını düşünen zavallıların da maymundan geldiğini düşünmesi ne kadar zıt bir durum. Başından beri kutsal kitaplar insan maymundan geldi deseydi şimdi Darwin bozuntusu hayır insan ilkin insandan geldi diyecekti. Çünkü o şeytanı fısıldıyor.
9 yıl önce
Beğen
0
Hani derler ya italyan yeni gerçekçiliği falan. Hani halkın sorunlarına eğilmişler, fakirliği yansıtmışlar. İşte batının gerçekçilik adına temsili italya ise doğunun da temsili irandır. Şu zaman diliminde de her ne kadar atakta olsalar da 90'lı yıllardaki iran sineması bambaşkadır. Zaten hali hazırda cennetin çocukları imdb 250 de 118. sırada bulunmaktadır. Tebrik etmekle beraber artık sinemada birşeyler yapmanın zamanı gelmiştir Türkiye olarak. Ayrıca Melike isimli arkadaşın yorumuna da sonuna kadar katılıyorum. İnanç dünyanızı da bu dram içerisinde etkileyecek ve size Yüce Yaradan la ilgili güzel mesajlar verecektir. Özellikle sinema dünyasının içinde fazlaca bulunan inançsızlık akımı bu filmle gerekli cevabı almıştır. Şükürler olsun. Kesinlikle izleyin ve yanınıza peçete, selpak alın yoksa kollu kıyafetler giymenizde fayda var. Zira salya sümük ağlayabilirsiniz.
9 yıl önce
Beğen
0
anlaşılan senin algılarında duygu yalnızca bir kız isminden ibaret. iyi teşhis etmişsin kendini.
9 yıl önce
Beğen
0
madem ne olup bittiğini çözemiyorsun, madem mantık limitlerini bu denli yormana neden oluyor, madem bazı yerlerini aklın mantığın almıyor de ne demeye filmi övüyorsun. Sen de bu filmin diğer tüm beğenenleri gibi hiçbir şey anlamadığın halde hiçliği seviyorsun. Tuhafsınız ya
9 yıl önce
Beğen
0
Gerçek bir romantizm yaşamak isteyenlerin vazgeçilmez adresi olan asya filmlerinin veteran filmlerinden. Fazlasıyla sevimli kızımızla, cool luktan çatlayan çok karizmatik abimiz arasındaki aşkın akli marazla yükselişini ağlayarak izleyeceksiniz. Çok acele aranan kan cinsinden acilen tavsiye olunur kalbi günümüz dizileriyle aşkı tanımakta uluslararası nisbette geride kalmış genç nesillerimize. Buyrun dostlar buyurun bu mükemmel aşk sofrasına. Aradığınız kesinlikle Batı da değil Doğu dadır. Hep söyledim yine söylüyorum. Bu filmi beğenirseniz şayet Chung Hing sam lam filmini de tavsiye etmek isterim. esrblyc isimli arkadaşıma en içten duygularla katılıyor ve şunları ekliyorum. Eğer özcan denizin filmini beğeniyor ve bunu beğenmiyorsanız bir doktora görünmenizde fayda var. Siteye emeklerinden ötürü teşekkürle bitiririm...
9 yıl önce
Beğen
0
1924 yılı düşünüldüğünde ağzınızı açık bırakacak bir film. Bazı sahneler beni şok etti desem yanlış söylememiş olurum. Özellikle o bisiklet sahneleri beni dehşete düşürdü. Diyelim ki montaj. O yıllarda montajın bu kadar düzgün yapılması bile büyük bir başarıdır. Ya da diyelim gerçek. Yahu be adam sen o bisikletin üzerine nasıl oturdun ve öylece gidebildin. Bence bunu bir düşünün. Önemli.
9 yıl önce
Beğen
0
Allah kısmet ederse çok yakın zamanda bir kızım olacak. Bu sebeple film bende bambaşka bir yer edindi. Kız çocuklarıyla babalarının arasında çok farklı bir iletişim vardır. Bu mükemmel şekilde işlendi diye düşünüyorum. Bu filmden çok şey öğrendim. Eğer ilerleyen zamanlarda babalık hususunda bir zora düşersem akıl hocamın kim olduğu belli oldu. Eeee ben de pek akıllı sayılmam.
9 yıl önce
Beğen
0
La vita e Bella dururken bu filmin esamesi bile okunmaz. Filmin hikayesinin doğruluğu sorgulanabilir, yaşadıkları aşkın saflığı sorgulanabilir, birçok şey sayabilirsiniz. Bu yüzden beğenilmediğini düşünüyorum. Ben de bu yönlerini düşünerek notumu 6 olarak veriyorum. Özellikle...[spoiler]İçlerinde biri var ki shakespeare gibi bir karakterin aşkı tamamen sevişmekten ibaret gören bir karakter olarak gösterilmesiydi. Haddinden fazlaydı. Aşk dediğin bedenler üstü hazdır, safiyane yaşanır, her kuytu köşede çırılçıplak kalmak suretiyle aşk yüceltilemez. Bunu yaptırdıkları adam aşkı dünyada en iyi anlatacak adam olunca film için huylanmamak mümkün değil.[/spoiler]
9 yıl önce
Beğen
0
[spoiler]Bir voleybol topuyla arkadaşlık yapılır mı? Hadi yaptın. Ayrılmak seni ne kadar etkiler? İşte size bu soruların cevabını en duygusal şekilde verebilecek, en yakın arkadaşınızı sorgulayabileceğiniz hem tehlikeli hem heyecanlı hem de tatlı be kardeşim.[/spoiler]
9 yıl önce
Beğen
0
Eğer sen HELP yazısını karşıdakinin görmek istediği şekilde yazabilirsen bu çok imkansız görünmüyor. Bunun için AMBULANCE yazısının neden ters yazıldığını araştırmanı tavsiye ederim. Ayrıca bana filmi yarıda bırakmışsın ya da başka bir meşguliyetin varmış da tam kendini verememişsin gibi geldi. Nitekim yazının içeriden yazıldığı kızın küpelerinin bulunmasıyla zaten netleşmişti. Üstelik kız yazıya dokundu ve ne taraftan yazıldığını anlayabildi. Son olarak howard kızını öldürmemiş diyorsun ki öldürdüğünün kızı olmadığını kaçırmışsın. saygılar. iyi seyirler.
9 yıl önce
Beğen
0
Mükemmel prodüksiyon, mükemmel ve öğretici bir final, ayrılıkçı ve ırkçı düşünceleri kökünden söküp atabilecek sert bir film. Lakin çok ciddi kusurları ve olmazları içinde barındıran da bir film. atadam isimli vatandaş en az 9 demiş ama kendince bu ahlaki kuralları sorgulamamış diye düşünüyorum. Bir yer benim kafamı çok kurcaladı ve canımı sıktı. Kesinlikle kendimi o sahneyle ilişkili tüm rollerin yerine koyuyorum ama bir çıkar yol bulamıyorum. Bence fazlasıyla saçmalanmış. Bu sahne...[spoiler]abisini öldürdüğünü bildiği kişiyle, abisinin öldüğü gece yarı çıplak vaziyette sevişmesiydi. Sevdiğim kişi peygamber olsa böyle bir suçu taşıyan kişiye yapabileceğim en büyük iyilik sakin bir veda olurdu. Aşk olduğunu kimse iddia etmesin, öyle bir bakmayla kimse ailesinden herhangi birinin önüne geçebilecek kadar tanımadığı birini sevemez. Aşk ilk bakışta sadece beğenidir, aşkı aşk yapan süreçtir. İşte böyle saçmalıklarla aşkı bütün dünyada yozlaştırdılar. Ayrıca hadi diyelim adamı çok seviyorsun, orada bir ceset var. Bunun ağlaması var, anası-babası var, cenazesi var. Benim abim ölmüş ben kanlımla otobüs durağına gizli gizli gidip kaçıyorum. Gel de amerikada kan davasını başlatma işte. Benden bu kadar. Bu yazıyı okuduktan sonra bakalım o arkadaş 9 veya 10 verecek mi[/spoiler]
9 yıl önce
Beğen
0
The Sound of Music filminin gölgesinde bile kalamayacak bir film bence. Çok sıkıcı ve müzikal bölümlerin sonlandırılması gerektiği yerde sonlanmadığı ve küçük bölümlerle de olsa devam ettirildiği ve bunun izleyiciyi bunalttığı görüşündeyim. Şarkıların tonunu da birbirine benzer buldum birkaçı haricinde. Yine de o yıllar baz alındığında görüntü kalitesi çok yüksek bir film. Warner Bros varığını yoğunu bu filme harcamış görünüyor. Niye harcamasın ki. O zamanlar ki amerikan toplumu birşeylerden uyanmasın diye sinema sektörü müzikal türdeki filmlerle kasıtlı olarak oyalanmaya çalışılmış. O yılları hatırlayalım. 1960-1970 yılları arasında Amerika Devlet Başkanı Kennedy suikaste uğruyor ve cinayetin şüphelileri toplumun gözü önünde çarpıtılıyor ve asıl mesele halının altına zula ediliyor. Sonrasında Kennedy tarafından diretilen ve girilmek istenmeyen savaşlara çok geçmeden giriliyor. Buyurun dostlar buyurun Vietnam Savaşına. Neyse topralayalım. Yukarıda vermiş olduğum yıllar arasında sırayla 1962 Batı Yakası Hikayesi, 1965 Benim Tatlı Meleğim, 1966 Müziğin Sesi, 1969 Oliver. Bu filmlerin hepsi müzikal ve en iyi film oscarını almıştır. Ben bundan huylanırım aga. Amerikalılar sizin zannettiğiniz gibi sinemayı sadece ticaret için kullanmıyorlar, siyasetin bir maşası olarak kullanarak aslında bir nevi sanat icra ediyorlar. Halkı da bunu yiyor.
9 yıl önce
Beğen
0
Uffff beeee. Neydi o geçen yanımdan. Rüzgar mıydı? Şimşek miydi çakan tarihin tozlu anıları üstünde. Babamın eski fotoğraflarıyla izlemiş olsaydım ağlayabilirdim. Ne güzel ve samimi insanlar. Ne güzel topraklar ve yaşamlar. Ne mutlu anılarımız var ve oluşmaya devam ediyor, buharlaşmıyor her bedbaht anımızda. Keşke her birimiz Nicola gibi olabilsek. Keşke... Böyle güzel bir filmin makyajdan dolayı sınıfta kalmasında sorumlu kimse bir adım öne çıksın, ya da kara tahtanın önünde tek ayak üstünde dursun. Benim için filmde en büyük ve tek büyük sıkıntı yıllar geçtikçe Ajda Pekkan a bağlayan aile üyeleriydi. Bu çok açık ve belirgin bir eksiklik olarak göze batıyor diyeceğim ama demeyeceğim, neredeyse katarakt ameliyatı oluyorsunuz.
9 yıl önce
Beğen
0
En iyi film oscarını kazanmış bir film. Tarihi hiç dramatize etmeden, neler yaşandıysa vermeye çalıştıklarını düşünüyorum. Bu göz ardı edilemez. Alışılmış bir amerikan filmi olsaymış filmin sonu daha farklı bitebilirmiş. Örnek verecek olursak braveheart ı gösterebiliriz. Ben Braveheart filmi bitmeye müteakip William Wallace karakterinin hayat hikayesini okuduğumda filmin çok da gerçeği yansıtmadığını gördüm. İnanmayan İskoçyanın tarihine bakabilir. Tabi bu yaptığım açıklama Braveheart ı beğenmediğim anlamına gelmez. Çok severim kendilerini. Konuyu değiştirelim. Peki ne oluyormuş. Mel Gibson Her devrin adamı filmini yönetiyormuş ve 8. Henry filmin sonundaki yazıda Allah'ından buluyormuş. Umarım anlatabilmişimdir.
9 yıl önce
Beğen
0
Avusturya'dan manzaralarla başlayan film sonraları tanıdık gelmeye başlayınca hayal kırıklığı ister istemez oluyor. Ne demek istediğimi izah edeyim hemen. Bu sabah 1938 yapımı You Can't Take It with You filmini izledim, film bizim yeşilçamdan bildiğimiz Sev Kardeşim filmine ne kadar benziyor. Başrolde Tarık Akan ve Hülya Koçyiğit. Karakterler hemen hemen aynı. Tabi kültürel ve sosyal beğeni dikkate alınarak küçük rötüşler yapılmamış değil. E olacak o kadar değil mi. Utanmazlar. Bu filme ne demeli peki. 1969 yılı Hülya Koçyiğit ve Ediz Hun un başrollerini oynadığı Sen Bir Meleksin filminin neredeyse aynısı. Bunu nasıl yaparsınız kardeşim. Tabi bizim filmde oynayan Oktay karakteri bu filmdeki Kurt karakterine on basar onu söyleyeyim. Neyse 1947 den beri Yabancı Dilde Akademi Ödülleri veriliyor, bir tane adaylığımız yok. Niye? Niye olduğu ziyadesiyle aşikar. Bir şey üretmeden, düşünemeyen bir yazar takımımız varmış o zamanlar. İşte bu andavallar yüzünden ilerleyememişiz. Ben şimdi nasıl inanayım Battal Gazi'nin Malatya Serdarı olduğuna. Ya Kentuck Şerifidir, ya da Manchester Dükü
9 yıl önce
Beğen
0
ah bu hayao yok mu. inanılacak bir adam değil yaaa. mükemmel bir animasyon. zaten bu kadar sevilmesinin sebebi insana bir animasyon izliyormuş değil de, rüya görüyormuş hissi vermesi. bu elemanın bütün animasyonları böyle işin ilginci. ve tabi ki sonunda ki muhteşem müzik. ezberlemeye bile çalışıyorum. harika. hani zaman makinesi diyorlar ya. gerek yok aslında. bu müziği dinleyen istediği yere gidemese bile muhakkak huzur dolu bir yerlere gidecektir.
9 yıl önce
Beğen
0
BU FİLME HAKSIZ BİR ŞEKİLDE LİNÇ GİRİŞİMİNDE BULUNAN ÇETEYE KARŞI BÜTÜN SİNEMA SEVERLERİ FİLMİN İADE İ İTİBARINA YARDIMDA BULUNMAYA ÇAĞIRIYORUM. PUANIN ÇOK YÜKSEK OLMASINA GEREK YOK. AMA BU FİLM KESİNLİKLE 2,9 U HAKEDEBİLECEK KADAR KÖTÜ BİR FİLM DEĞİL. HAYDİ. HEM PUAN VERİN. HEM DE KÖTÜ YORUMLARI BEĞENMEYEREK VE İYİ YORUMLARI BEĞENEREK TEPKİNİZİ ORTAYA KOYUN.
9 yıl önce
Beğen
0
of beeeee. neydi be abi. çok güzel bir final. duygularıma hitap etti. işte budur yaaa. bir film sonunda iyiler kazanmıyorsa, adalet tecelli etmiyorsa film değildir kardeşim. bu film sonuna değin beni fazlasıyla gerdi, çok kızdım grace e ama beni yanılttı. esaslı kadınmış alimallah.[spoiler][/spoiler] tek beklentim bebeği vurmamalıydılar. diğer çocukların içine şeytan kaçmış onların vurulması şarttı zaten hele o zibidi bozması şaplakçı çocuk var ya. onu iyi vurdular. ulan nasıl ohhh çektim anlatamam. iyi seyirler. izleyin bak. süper.
9 yıl önce
Beğen
0
Film gerilim ünvanını hakettiği gibi üstünde taşımıştır. Ta ki sonlarına kadar. Filmin finali ancak bu kadar saçma olabilirdi. Büyük hayal kırıklığı, rezillik, dibe vurma. Gecenin bir vakti tanımlayacak başka kötümser sözcük bulamıyorum. Ama izleyeceklere şunu tavsiye edebilirim.[spoiler]Filmin sonlarındaki uzaylı saçmalığı hariç kesinlikle sinema deneyimi açısından izlenmeli. İçinde uzaylı, zombi, canavar, böcek, yılan, sıçan vs. türevleri olmadan vücudunuzdaki tüyleri diken diken yapabilecek bir film. dediğim gibi sonu cccık. Olmamış. Amerikalıların bu uzaylılarla ve ruslarla ilgili problemi ameliyat masasına yatırılacak bir konudur. Bak bize. Rus deyince akla ilk ne geliyor.[spoiler]
9 yıl önce
Beğen
0
Birçok iyi yorumda 31 beğenme olmasının tek bir nedeni var arkadaşlar. Zavallı bir arkadaş kendine açtığı birçok hesapla işine gelmeyen yorumlara beğenme butonuna basarak kendince ceza veriyor. Senin bu ingilizlerle mi bir alıp veremediğin var ya da inception a verilmediği için mi kızgınsın anlamadım ama sana bir önerim olacak. Madem böyle bir nüfuzun var ve ingilizlerin savsatalarını, yalanlarını sevmiyorsun. Git de hem birinci dünya savaşında osmanlıyı araplara barbarca saldıran, masum insanların üzerine bombalar yağdıran, Türk Subaylarını eşcinselmiş gibi gösteren arabistanlı lawrance filmini hedef al. Hem bu aşağılık filmin aldığı ödülleri duysan dudakların uçuklar. Böyle filmlerle uğraşmayın. Nokta
9 yıl önce
Beğen
0
İngmar Bergman ın ateizmin pençesinden kurtulmuş bir filmini görmek inanılmaz bir duygu. Ya bu adamın kafasına tuğla düşmüş, ya tavayla hanımı vurmuş ya da inançlı biri olmaya başlamış. Ne olduysa olmuş beni çok alakadar etmez ama inançsızlık propagandası yaptığı birçok filmden sonra böyle bir filmini izlemek beni çok sevindirdi. Yılların da katmış olduğu bir tecrübe de olacak ki filmi nakış nakış işlemiş. Konu diğer filmlerinde işlediği saçmalıklardan çok uzak, mantıklı ve gerçekçiydi. Tabi Allah ın varlığını kabul eden böyle bir filmi ateist tutkunları çok kabul edememiş olacaklar ki her yerde puan olarak destekleyen yandaşlar bu filmde neredeyse üç maymun olmuşlar. Hele hele içlerinde biri var ki her yerde destanlar yazan vatandaş bu filmde kısa yazılarla yetinmiş. O kendini çok iyi bilir. Film anne ve kızın trajedisi üzerine bir şaheser niteliğinde. Oyunculuklar mükemmel. Özellikle anne ile kızın uykudan uyandıktan sonraki hesaplaşmasına bayılacaksınız. İlk paragrafta da bahsettiğim gibi Bergman, herkese hitap edebileceği, daha açık ve anlaşılır ve bunu yaparken kendi tarzından kalıntılar da sunabildiği bir film yapabilmiş. İşte bir sinemasever olarak beni çok mutlu etti. Ben de Bergman ı anlamak istiyorum ve bunu yaparken kimseden yardım almak istemiyorum. İzlemeden önce kalın kalın kitaplar bitirmek, makaleler okumak, ön araştırma yapmak ya da filmi 35 kere izlemek istemiyorum. Net. Bir kere olmadı ikinci de anlamalıyım. Filmin hem bu sitede hem de imdb de müzik kategorisinde değerlendirilmesini yanlış buluyorum. Film müzik üzerine bir film değil. Bir whiplash bir walk the line ya da bir amadeus değil. Bu benden naçizane bir bilgi.
9 yıl önce
Beğen
0
eğitim sistemini eleştiren bir film olduğunu düşünmüyorum. çoğunluk o kanıya varmış ama böyle bir fikre sahip olabilmek için o dönemin amerikan eğitim sistemini, ergenlik dönemindeki gençlerin alışkanlıklarını ve model yozlaşmasını çok iyi irdelemek gerekir. bunu yapanların neredeyse hiç seviyesinde olduğuna eminim. eğitim sistemine olan eleştiri, filmin güldürü ve serüven akışının gölgesinde kalarak ilerlemiştir. bu da eleştirinin doğrudan değil de dolaylı yapıldığını gösteriyor. hatta en kuvvetli eleştiriler kişilerin kendi bilinçaltına yapılıyor. bunu filmin ikinci yarısında görebilirsiniz. yine de film eğlenceli, akıcı ve izlenilebilirliği olan bir film. [spoiler]ama sonunda yalanın kazandığı bir filmi bünyem hiç iyi karşılamadı. ben bir liseli olsam filme 9 veya 10 verebilirdim. tabi bu lise yıllarında ne kadar çılgın olduğunuza göre değişir. orta yaşlardaysanız ve ilkokula, orta okula giden bir çocuğunuz yoksa filmi eğlenceli bulup sonunu dürüst bulmadığınız için puanınız 5-6-7 bandında olabilir. ama eğer yaşınız ilerlemişse ve liseli bir çocuğunuz varsa filmi izlememenizi tavsiye ederim. çünkü maalesef salak yerine koyuluyorsunuz.[/spoiler]
9 yıl önce
Beğen
0
bu kadar güzel bir konuyu müzikal yapalım diye katletmişler resmen. ayrıca yönetmen marmara üniversitesi radyo ve televizyon 4. sınıf öğrencisiymiş de kısa film çekiyormuş gibiydi. beğenmedim. 10 üzerinden 5
9 yıl önce
Beğen
0
algı operasyonu çok güzel bir konuya değinmiş. umarım onun dediği gibi değildir. umarım bu filmi yapanlar vicdanlarıyla hareket etmişlerdir. umarım kırk yılda bir yahudinin biri insanlık adına güzel bir şey yapmıştır. umarım bu film ticari bir meta veya göstermelik bir günah çıkarma olsa bile merhamet duygusu olan biri ileride bu filmden etkilenerek olabilecek bir felakete, katliama dur diyebilir. umarım bu film bizlere insanlığımızı öğretir. inşallah...
9 yıl önce
Beğen
0
filmin sonu fena halde krizleri soktu beni. rezalet bir sona sahip. izleyin ama son on beş dakikayı kapatın gitsin. bu yönetmenin daha önce big fish filmini izlemiştim. çok beğenmiştim. tabi arada 14 yıl var, büyük bir fark. izlemek isteyenlere söylüyorum. eğer bir filmin sonunda kesinlikle iyilerin mutlak ve net bir şekilde galibiyetlerini görmek isteyen türde bir izleyiciyseniz sonunda canınız sıkılabilir. benim sıkıldı netekim. o yüzden bu sitede ve imdb de kullanacağım oyumu epey bir düşürdüm. ben filmde mutlu olmalıyım arkadaş. yönetmenin iç dünyasının sıkıntılarını çekmek zorunda değilim. o kadarrrrrrrrrr.
9 yıl önce
Beğen
0
helal olsun kowalsky kardeşim. haklısın. panda ve po gibi iki sevimli kelimenin arasında pek sevimsiz durmuş. çok değerli yöneticilerin bu işi kısa sürede düzelteceğinden kuşkum yok. ayrıca film çok güzel. kesinlikle izlenmeli. çin felsefesinin manevi atmosferini ve düsturlarını çok eğlenceli bir şekilde işlemişler. türkçe dublajı da tavsiye edilebilir. saygılar
9 yıl önce
Beğen
0
efsane bir sahneyle bitmiş. ben incendies filminden bu yana bu kadar etkileyici bir film sonu görmemiştim. filmle ilgili yaptığım araştırmada film her ne kadar bir isveç yapımı olsa da popüleritesinin haddinden fazla olduğunu gördüm. sadece ve sadece vampir algısıyla izlenirse yel değirmenine saldıran don kişot gibi filme sararsınız söyleyeyim. ayrıca zıbık arkadaşın söylediklerinin de bir kısmını dikkate almakta fayda var. ama filmin ikincisini çekercesine hayal dünyasında uçtuğu kısımlara katılmıyorum.
9 yıl önce
Beğen
0
yorumlarda gördüğüm kadarıyla çoğunluk filmi beğenmemiş gibi duruyor. evet biraz tuhaf bir film ama filmin ilgi çekiciliği şurada yatıyor. konformist demek uyumlu, boyun eğen, itaat eden, toplum kurallarına uyan, kilise kurallarına uyan gibi manalar taşımaktadır. bazı kaynaklarda argo tabirle sistem çocuğu gibi manalara da gelebilmektedir. bu karşılığı bilerek izlediğinizde filmin baş kahramanının aslında bu tanıma nasıl yakıştığını göreceksiniz. bu yüzden bence filmi anlamlı kılıyor. he sıkıcı mı. evet sıkıcı. kabul. ama izleyebileceğiniz en kötü film mi. bence değil. en azından bir akış var. en kötü film görmek istiyorsanız bir tutam tarkovskij ve bir çay kaşığı bergman öneririm. bu formülü uygularsanız sinemaya soğuyabilirsiniz. özetle filmi anlayabilmek için sonunu bekleyin. çok manidar bitiyor.
9 yıl önce
Beğen
0
gayet keyifli, izlemesi güzel, tarihi dokuyu size animasyon yoluyla da olsa başarıyla sunabilen bir yapım. bir müslüman olarak fransa da sanatı ellerinde bulunduran ateistlerin elinden çıkma ihtimali ve müslümanlığı karalayabileceği endişesiyle izledim. eleştiri olarak söylemek istediğim birkaç husus var. [spoiler] birincisi iranda bir aileden bahsediyoruz ama aile neredeyse dinsiz bir fransız aileymiş gibi davranıyor. bu tarihi anlatıma ters düşmüş bir durum. ikincisi dil irandaki bölümlerde farsça olmalıydı. bu noktada gerçekçilik sinemasının çıkış noktası olan fransızlara hiç yakışmadı. utanmalılar.[/spoiler] ayrıca babanne bozuntusunun çıkar şu lanet örtüyü demesi de ziyadesiyle nefretimi celbetti. umarım öyle demek istememişlerdir. ne olursa olsun istemeyen bir kişi bile olsa dünyada müslüman bir çok kadın için örtünmek dini bir saygıdır ve kimse tarafından eleştirilemez ve hakaret edilemez.
9 yıl önce
Beğen
0
braveheart ı düşününce birbirine benzeyen birçok olduğunu düşünüyorum. daha önce yönetmenlik yaptığı the man without a face ve isa nın çilesi filmleri var. onları henüz izlemedim. onların da ortak bir yanı var mıdır bilemem ama braveheart filmiyle özdeşleşen bir çok sahne, sekans, karakter ve bunların bileşenlerini bulacaksınız. yani braveheart ı sevdiyseniz bu filmi izlemenizi kesinlikle tavsiye ederim. bir milletin şahlanışı yerine başka bir takım duyguların öne çıktığını ve sonunda kötülüğü alt ettiğini izlemek bahsettiğim benzerliğin dışında aradaki farklardan biri olmuş. yazım mel gibson filmleri arasındaki yedi farkı bulunuz a dönmeden ben kısa keseyim. izleyin ama. tamam mı.
9 yıl önce
Beğen
0
10 üzerinden 7 yi ben bu mısraları yazarken toplam 5 kullanıcıdan aldığı gibi hakeden bir film. normal bir film. artısı bana kalırsa yok. esaretin bedeli, stalag 17, büyük kaçış veya bir papillon seviyesinde olmamasının sebebi bir kaçış olmamasından kaynaklanıyor. ama insan hapishane deyince bir heyecanlanmıyor değil. film en iyi yabancı dil oscarını arjantin yapımı gözlerindeki sır filmine kaptırmış. o film olmasaymış yüksek ihtimal alırmış. ayrıca an itibariyle 47 ödül almış, 45 de adaylığı olan bir film. bu seviyeden bakıldığında sinemaya başka açılardan bakmak isteyenler için paha biçilmez bir sunum yapabilir. benim tek tereddüte düştüğüm nokta müslümanlara olan bakış açısıydı. iyi mi kötü mü anlamadım. buna izleyin siz karar verin.
9 yıl önce
Beğen
0
film için yazılmış tanıtım yazısıyla filmin akışı arasında farklılıklar var. öncelikle randy ayetullah ile dövüştükten sonra kalp krizi geçirmiyor. o karakter başka bir karakter. ayrıca randy zaten şaşaalı günlerinden sonra farklı işlerde çalışmayı sürdürüyor. neyse yazarak bunu bitiremem. izleyecek olanlar yukarıdaki yazıya çok fazla aldırmasınlar. film belgesel tadında, duygusal ve içinizi acıtacak tarzda bir film. koca sarışın devi kızının kapısında ağlarken görmek yüreğinizi sızım sızım sızlatabilir. güreşçi diye görüp aksiyon beklentisinde olanları şimdiden uyarmak isterim. burası kırkpınar ya da papazın çayırı değil. beklenti vitesini yükseltmeyin. bir hatırlatma daha yapmak istiyorum. müstehcenlik konusunda tabuları olanlar, ailesiyle izlemek isteyenler için uygun olmayabilir. danger!!!
9 yıl önce
Beğen
0
sonunu hiç beğenmedim. gayet güzel gidiyordu, akıcıydı, kendini izlettiriyordu. ama ne olduysa filme negatif duygular beslemeye başladım. muhtemel bunda bu romantik ikilinin dürüst olmamalarına rağmen her türlü badireyi atlatıyor olması yatıyordur. ki bu şahsım adına filmlerde aradığım bir özelliktir. esaretin bedeli filmini, baba serisini, batman i , 12 kızgın adamı ve daha nicelerini zirveye taşıyan budur. aslında bu özelliğin insan olmanın önemli bir parçası olduğunu görüyorum. bu saydığım filmlerde bunun kanıtı. true romance gibi filmler kesinlikle hakettiği değeri bulamazlar. belli derecede aksiyon sunabilirler ama oraya kadar. çok uzatmadan. filmin son sahnesine kadar 10 üzerinden 8. son sahnesiyle 10 üzerinden 1. siteye ise 10 üzerinden 10.
9 yıl önce
Beğen
0
sibel kekilli rezil bir oyuncu, meltem cumbulla yer değiştirseler film o zaman birşeye benzermiş. birol ünel harika bir oyuncu. adam kalite kokuyor.
9 yıl önce
Beğen
0
bu performans ödüllendirilir kardeşim...öyle de oldu zaten. keşke charley de şöyle estirseymiş de film hafızamıza gökdelen dikseymiş. mükemmel film. sahiden. en sevdiğim ise [spoiler][/spoiler]-hey harry, jimmy ve trent her neredeyseniz, sizin de ağzınıza sıçayım.
9 yıl önce
Beğen
0
bazı arkadaşlar lee van cleef ve clint ten bahsetmiş. unutulmasın ki o isimler çoğunlukla spagetti filmlerle akılda kaldılar, bu ve bunun gibi filmler hollywood ürünüdür. yani sosu başkadır, tadı başkadır. ayrıca herkesin çok beğendiği stumpy karakterini canlandıran walter brennan o film çekildiğinde 3 oscar almışken, john wayne 0 çekmiş. kimin oyuncu olduğunu bu istatistiğe bırakıyorum. saygılarımla...
9 yıl önce
Beğen
0
Her ne kadar sonunu getirmek sabır istese de eleştirdiği konular çok güncel. estetik yolunda kendinden geçmiş cesedinin bütünlüğü bozulan kadın,bombalar patlarken hala yemeğine alışverişine devam eden insanlar,çözüm bulmak yerine sorumluluk almayıp hatayı farklı departmanlara farklı kişilere atma derdindeki devlet memurları,adam kayırma ile ahbap sayesinde terfi etme,kablolara karmaşık sistemlere ve teknik servislere bağımlılığımız...billboardlardaki mesajlar. İleri görüşte hedefi tutturmuş ve orjinal hayalgücüyle bunu yansıtmış bir film olduğunu düşünüyorum.
9 yıl önce
Beğen
0
tam anlamıyla rezalet. en kötü filmler sıralamasında yer alsa hiç şaşırmazdım ama şu an şoktayım. niye mi? baksanıza şunun aldığı imdb puanına. 8. yok artık lebron james. arkadaş ne konu var, ne akıcılık. her hafta samanyolunda çıkan yer altı canavarları bile bundan daha iyiydi. şimdi filmin adı her ne kadar zombi olsa da zombilerin kukladan başka özellikleri yok. korkutucu değiller. sadece aval aval bakarak ölmekten başka bir işe yaramamış. yönetmen istediği zaman saldırgan oluyorlar, istemediği zaman kuzu. adamlar bazen dalga geçer gibi zombi kalabalığına dalıyorlar; bazen de tek zombi bir kişinin işini bitiriveriyor. tam bir saçmalık. seven arkadaşlara bir çift sözüm var. tamam zombi seviyor olabilirsin ama o bu film değil. lütfen ya.
9 yıl önce
Beğen
0
öncelikle seyirci ismiyle yorumlara dahil olan arkadaşın bir yanlışı düzeltilsin. yukarıda da yazdığı gibi film 1960 değil, 1980 yapımı. akira kurosawa nın bu filmi ran filmiyle fazlasıyla benzerlik göstermektedir, ama ben bu filmin daha fazla saygı hakettiğini düşünenlerdenim. çünkü çok özgün bir senaryoya sahip ve sonuca çok yalın bir anlatımla erişilmiş. Böyle bir senaryo amerikan yapımında farklı bir hal alırdı, fransız yapımında farklı, hint yapımında farklı. hangi ülkeden izlemek istediğiniz size kalmış. sinema derinliği olan bazı arkadaşlar bilirler belki, ben buna yakın bir senaryoda bir film yapılmış olabileceğini değerlendiriyorum. izlemek keyif verebilirdi. farklı dünyaları olan milletlerin araştırılmasında sinema kesinlikle ve kesinlikle gözardı edilemez. son olarak efekt kaygısı güden arkadaşlarım hollywooda ayak basıp bizi onurlandırırlar ve de böyle filmler çekebilirlerse biz de efekt nasıl olurmuş görürürüz. zira bu filmin çekildiği tarihte Türkiye de sokağa çıkma yasağı varken, adamlar japonya da teknolojinin dibine vururyorlardı! bu anlayışta olan arkadaşlara bir atasözü var. ayranı yok içmeye...
9 yıl önce
Beğen
1
Politik eleştiri anlatımı fazlasıyla özgün olan bir film olmuş. Daha önceden Hal Ashby'nin Harold and Maude filmini izlemiştim. Bu filmi de aynı ilginçlikte olmuş. Bu filmi daha iyi kılan bir yönü var ki o da Peter Sellers in olması olmuş. İzleyenler hak vereceklerdir, filmde çok etkili bir politik eleştiri var ama dönemin amerikasını yaşamadığımız, bilmediğimiz için çok fazla bir çıkarım yapamıyoruz, ama diyoruz ki ne anlatıyorsa doğru birşeyler anlatıyor. herkesin böyle bir fikre kapılabileceğini düşünüyorum. Televizyon ve okuma kültürüne yönelik eleştiri daha anlaşılırdı, siyasi eleştiri için filmin birkaç kez izlenmesinden yanayım. Gerçi önce büyük bir tezgah sonucu çok iyi bir başkanları öldürülmüş -ki tüm pislikleri halının altına süpürüldü- sonrasında pis bir savaşın içine sürüklenmiş, akabinde büyük bir skandalla başkanı istifa etmiş böyle bir ülkenin o zaman ki siyasetinin eleştirisini anlamak için profesör olmaya gerek yok ama...
9 yıl önce
Beğen
0
Antikomünist propagandası çok manidar bir film. tabi film rusya da geçtiği için rusça izlemek daha münasip olurdu zannımca, ama bu o dönem için iki sebepten çok mantıklı görünmüyor. birincisi böyle bir filmin komünist rejimde yapılmasını bir kenara koy, düşünülemez bile. düşünen ayağına sıksın kardeşim. pardon yoldaş. nasıl bir yolsa artık. niyazinin gittiği yola benziyor. neyse. ikincisi ise o döneme kadar rus sinemasının böyle bir akıcılıkta ve üretkenlikte bir film çekecek hem kapasitesinin hem de yönetmeninin olmayışı diye düşünüyorum. tam da o dönemde yaşamış olan andrej tarkovsky nin böyle bir film üretmesi düşünülemez. diğer rus yönetmenlerin de ki çok bilgim yok bu konuda özür diliyorum çekseler bile daha soyut olacağını düşünüyorum. o yüzden ingilizceyle idare etmeliyiz. uralların dibinde yerleşik çiftçi ingilizler. Yine bugün tesadüfi olarak -listemdeki sıralamadan kaynaklıdır- potemkin zırhlısını izlemiştim ve iğrenmiştim. bu film ona misilleme olsun. ne çarlık, ne bolşeviklik, ne krallık, ne sultanlık ne de başka zırvalar. hiçbiri umrumda değil. insana insan gibi değer veren kim varsa gelsin, yönetsin. ayrıca bu filmde böyle bir tarih varken kim takar bilmem ne doktorunun aşkını...
9 yıl önce
Beğen
0
bu film hakkında yorum yapan herrrrrkese katılıyorum. tam bir elia kazan yorumu. james dean i bundan önce asi gençlik filminde izlemiştim. birbirine çok yakın oyunculuklar var. var çünkü karakter neredeyse tıpa tıp aynı. buna eleştiri getirmem mümkün değil. kardeş ve baba karakter olarak sönük bırakılmış, bunu cal karakterini öne çıkarmak için yapılmış bir yönetmenlik sihiri olarak düşünüyorum, bence de doğru yapılmış. birşey beni çok rahatsız etti. o da abra karakterinin filmin başından beri iki kardeşin arasını bozarcasına ikisine de yakınlık göstermesi, deyim yerindeyse tam bir şıllık gibi davranması, hiç birşey olmamışçasına filmin sonunda rahibe teresa gibi davranması ya da davratılması diyeyim ki bu daha doğru bir ifade olur, hiç mi hiç beğenmedim. dün izlediğim bringing up baby filmindeki ikili ilişkilerdeki gerçekdışılığı burada da gördüm. Ama iyi olan birşey var. Bizi Türkler millet olarak bunlara fazlasıyla alışığız. Emrah filmlerinin bizde bıraktığı erozyon böyle filmleri çölde deve, devede kulak, kulakta meme yapıyor ne yazık ki. Özetle abrayı abra kadabra yapıp o kutunun içinden yok edersek film harika, zira o kutuda kalırsa ben onu kıtır kıtır keserim haberiniz ola
9 yıl önce
Beğen
0
amerikan kültür ve yaşam kokusu görüntüleriyle, konuşmalarıyla, müzikleriyle her yeri saran enteresan bir filmdi. ister beğen ister beğenme ama farklıydı. işte sinemanın lezzeti de burada. yeter ki bir akıcılık olsun. ister yavaş ister hızlı. yavaştı ama anlamlıydı. özellikle harry stanton istenileni fazlasıyla vermiş.
9 yıl önce
Beğen
0
bu filmi izleyeli neredeyse bir buçuk yıl oluyor, şöyle bir yorumlara bakıyorum da beğenen kişi sayısı hiç de küçümsenmeyecek sayıda. film kabul edileceği gibi hedefine zik zak çizerek, çıplak beyni elektrikli süpürgeyle çekiyormuşçasına yorarak ulaştırıyor. peki sinema bu mu. evet de diyebilirsiniz, hayır da. bence bu tarz filmlere sinema demek, bu genellemenin altında saymak, yani en azından yedinci sanatın içinde başka bir kategoriye dahil etmeden bahse konu etmek, kişiler arasında yaşanacak sinema çatışmasını sonsuza kadar devam ettirir. siteniz arthouse başlığını koyarak çok güzel bir iş yapmış, kesinlikle destekliyorum. ileride bu tarz filmlerin oscar ödüllerinde, altın kürede ve diğer tüm dünyaya hitap eden ödül alanlarında branşının ayrılması düşüncesindeyim. bu film olsa olsa felsefe 4. sınıf öğrencisine tez konusu olur. başka da bir cacık olmaz. ismi uzun olan bir arkadaş var yorumlarda. aynen onun dediğine katılıyorum. bir anlatımın dili herkese hitap etmeli. ayrıca bir kere izledin mi iyi kötü birşey çıkarabilmelisin. ben andrey tarkovski filmlerinin hepsini izledim; luis bunuel izliyorum, izlemeye de devam ediyorum; yoshujiro ozu, truffaut ve daha nicelerini izledim gerçeklik sineması adına ama bergman kadar birşey anlatamayan bir yönetmen şu sinema tarihinde yoktur. n o k t a
9 yıl önce
Beğen
0
Daha Fazla Göster