Diziler
Filmler
Listeler
İletişim
Ara
Giriş Yap
gönder
Temizle
Populer Aramalar
@Aiskhilos
9 yıl önce
katıldı.
0
film takip ediyor.
0
film/bölüm izledi.
37
yorum yaptı.
Favori Filmler
İzlenen Filmler
Sonra İzle
Yorumlar
Film 1968’deki savaş karşıtı gösterilerin yargılanmasına odaklansa da, hiç abartısız ülkemizin Gezi Olayları’na dair bir film izlediğimi söyleyebilirim. Gösterilerin amacının nasıl çarpıtıldığını, katılanların nasıl suçlu ilan edildiklerini, yargılandıkları mahkemelerin nasıl politik bir yargılamaya dönüştürüldüğünü izlerken, yakın dönemde tanığı olduğumuz bir sürecin izlerini de görmemek mümkün değil. Gösteriler ve gelişen olaylar bir belgesel kıvamında aktarılırken, filmin ağırlığı, ilgimizi bir an bile ekrandan ayırmayacak tiyatral bir anlatımlara sahip. Diğer yandan film bir oyuncu geçidi adeta. Ama özellikle Frank Langella’nın, hukuk siyasal iktidarın kuklasıdır dercesine bir yargıcı oynadığı rolde gösterdiği oyunculuk parmak ısırtıyor. Michael Keaton, eski Adalet Bakanı’nı oynadığı rolde şöyle bir görünse de filme damgasını vuruyor. Bir avuç tekelin, sermaye gruplarının çıkarları uğruna insanları savaşların göbeğine iten iktidarlar olduğu sürece, böylesi hukuksuz yargılamaların da tanığı olacağız. Kimbilir Şikago Yedilisi’nden biri belki de…
5 yıl önce
Beğen
0
Bırakalım ünlü olmayı, ya da ünü dünyayı sarmış bir oyuncu olmayı; her yaş aldığımızda bir önceki dönemimizin izleri kolay bırakmıyor bizi. Giderek çelişkimiz haline gelebiliyor gençlik dönemlerimizin duyguları, enerjisi. Hala gençliğimizdeki gibi olmak için çırpınmak yerine kendimizi olduğumuz gibi kabullenmek ve o dönemlerimizden kendimize kalanlarla duygusal hanemizi beslemek insani bir erdem olsa gerek. Juliette Binoche sakin oyunculuğuyla içimizdeki pek çok çelişkinin resmi olup çıkmış bu filmle.
5 yıl önce
Beğen
1
Sinemada çocuk gözüyle Nazizmi anlatan pek çok film söz konusu. Volker Schlöndorff'un Teneke Trmpet, Elem Klimov'un Gel ve Gör, Mark Herman'ın Çizgili Pijamalı Çocuk, Roberto Benigni'nin Hayat Güzeldir gibi öne çıkan filmlerin içerisinde yer alabilecek güzellikte bir film Jojo Rabbit. Filmdeki çocuğun, bu konuda kült hale gelmiş Teneke Trmpet'teki çocuğa benzerliği ise güzel bir tesadüf gibi.
5 yıl önce
Beğen
0
"Benden sonrası tufan" anlayışı; insanın doğasında olan değil, sistemlerle örülmüş beyinlerimizin ürettiği bir anlayış şekli. Filmde insanın sıkıştırıldığı cendereye bugünün insan nesli kendi kendini soktu. Bu cendereden kurtulmaksa, bencilliğin bittiği, adaletli paylaşımın başladığı yerle mümkün. Film bunları semboller ve metaforlarla oldukça çarpıcı anlatmış.
5 yıl önce
Beğen
0
Fransız Yeni Dalga akımının ilk zamanlarından gelen keyifli bir kısa film. Teşekkürler admin.
5 yıl önce
Beğen
0
Kaçıp kovalama sahneleri yuh artık dedirtiyor. Böyle bir senaryo ehil ellerde bambaşka ve unutulmaz bir Güney Kore filmine dönüşebilirdi.
5 yıl önce
Beğen
0
Almodóvarın kendine özgü sinemasının dışında bir film. Bir çeşit Dr. Frankeştayn hikayesi, ancak sinema dili etkisiz. Mekan tasarımlarıyla, sanatsallık adına erotik bezemelerle bu etkisizliği kapatmaya çalışmış gibi. Gene de Antonio Banderas'ın varlığı yeter.
5 yıl önce
Beğen
0
Sanki bir tv dizisinin ön filmi izlenimi uyandıran ancak oldukça başarılı ve heyecan dolu bir film. Uzaydan gelen böceklerin dünyayı istilasının yarattığı korku ve dehşet bir yana; markete sıkışmış bir avuç insanın kendi içlerindeki düşünsel ve inanca bağlı çatışmalarının dehşeti daha da vahim. Kibir ve egemen olma dürtüsü, dini de bir baskı aracı olarak kullanıp küçücük marketi kocaman dünyanın bugünkü resmine dönüştürüyor. Kullanılan dinsel söylemlerin, yıllardır egemen olanlardan duyduğumuz söylemlerden bir farkı yok. (Bu söylemi kullananı Fidel Castro'ya benzetme gerizekalılığı dışında).
5 yıl önce
Beğen
0
Teşekkürler Unutulmaz Filmler yaratıcıları.
5 yıl önce
Beğen
0
Başyapıt... Martin Scorsese'nin "Taksi Şöförü" ve "Sıkı Dostlar" filmleriyle birlikte en iyi filmi olduğunu düşünüyorum. Robert de Niro "Bir Zamanlar Amerika"da neyse bu filmde de o; doruklarda dolaşıyor. Jo Pesci, filmde biraz daha yaşasaydı da biraz daha izleseydik dedirtiyor.
5 yıl önce
Beğen
0
Sinemada "başarı" hikayelerine alışınca; başarısız Frances bizi şaşkına uğratıyor galiba!!! Ama diğer yandan karamsarlığını yitirmeyen, "ben ne bahtsızım, kadersizim" edebiyatı yapmayan, dostluğun ve en çaresiz dönemlerdeki sıcacık paylaşımların değerini bilen bir Frances bizi cezbediyor, gönlümüze giriyor, bize ayna oluyor.
5 yıl önce
Beğen
0
Britanya Film Enstitüsü tarafından 90'ların en iyi 50 filmi arasında gösterilmesi abartılı olsa da, ele aldığı milenyum kaosunu aktarmada başarılı bir film. Çekildiği yıldan sadece beş yıl sonraki hali yansıtıyor diye bilim kurgu olmaz elbette ancak gelecekte bir dünya halini vereyim derken, 2,5 saatlik filmi iyi polis-kötü polise hapsetmesi de bence filmi kült olmaktan çıkarıyor.
6 yıl önce
Beğen
0
Modern dünyada işkenceyi ABD'liler geliştirdi, metodlaştırdı ve işbirliği içindeki devletlere yaydı. 12 Eylül'de CIA işkence yöntemleri ülkemizde uygulandı örneğin. Kendi pisliklerini kendi iç çelişkileri içinde kapamanın, örtbas etmenin en geçerli yöntemi, daha çok demokrat görünüp, sözümona özeleştiri içinde olup, bir de dünyaya demokrasi dersleri vermeleri herhalde. Film bunu güzel anlatıyor, ancak ABD'nin demokrasi ülkesi olduğu fikrini de beynimize zerk ediyor.
6 yıl önce
Beğen
0
Kirlenmemiş ve kadim bir tarihten gelen köy, kabile yaşantısı, işin içine ABD'ye uyuşturucu ticareti girince törelerle harmanlanmış kültürel yaşamı alt-üst ediyor. Bizde de öyle değil mi? Aşiretler arası kan davalarının bir ucu ticari çıkarlara dayanmıyor mu? Sinema iyi ki var dedirten filmlerden.
6 yıl önce
Beğen
0
"Cennet Sineması"ndan 10 yıl sonra gene "sıradan" bir efsanenin peşine düşmüş Tornatore. Biri, bir sinemanın makine dairesinden bizi sinemanın büyülü dünyasının içine soktu ve sinema pek çoğumuz için sansürlenen ne varsa, o oldu. Diğeri bir geminin içinden bizi müziğin büyülü dünyasına soktu ve müzik nota, söz ve bestenin ötesine geçti; her insanın, her kişiliğin, her hareketin ifadesine dönüştü.
6 yıl önce
Beğen
0
Bazı filmler bittiğinde, izleyene karakter derinliğinin esas olduğu edebi bir romanı okumuş hissi verir. İster 80'lerin Fatih Pelle'si olsun, ister 2018'lerin Şanslı Per'i, Bille August filmlerinin pek çoğunda bu duygu hakim. Unutulmaz Filmler'e yakışan bir sinema eseri.
6 yıl önce
Beğen
0
Zaman kavramını, gelip dayandığı aşk üzerinden ne güzel anlatmış. Üstelik eğlenceli bir film.
6 yıl önce
Beğen
0
ABD'de bireysel haklar herşeyden üstündür diyerek ve kirli politik değerlerle dalgalarını geçerek keyifli bir romantik filmi önümüze süren Hollywood, diğer yandan kendisinden daha büyük olmadığını, geri kalanın sadece idareleri altındaki ülkeler olabileceğini, bu uğurda her gün binlerce insanın ölebileceğini, aç kalabileceğini, doğaya da sadece kendilerinin hükmedebileceğini beynimizin en derinine çaktırmadan fısıldıyor.
6 yıl önce
Beğen
0
Steve McQueen, sinema tarihinin en iyi ve karizmatik oyuncularından; Ali MacGraw, daha güzeli var mı ki? Ve Sam Peckinpah, Atilla Dorsay'ın deyimiyle "Şiddetin Ozanı"... Bu üçlüden böylesi keyifli film çıkar. Sam Peckinpah'dan Vahşi Belde filmi bu siteye çok yakışır.
6 yıl önce
Beğen
0
Mesele mahkumun bir daha suç işleyip işlememesi değil, kendine ve hayata o atlar sayesinde nereden baktığı. Etkileyici bir film.
6 yıl önce
Beğen
0
Şiddet insanın doğasında mı vardır, yoksa onu oluşturan toplumsal ve sınıfsal nedenler midir? Bir de üzerine Haneke'nin, “Bu çocukların Hitler’i iktidara getirdiğini düşünmenizi istedim.” yaklaşımını eklediğimizde gizem dolu bir film izlemenin ötesine götürüyor bizi.
6 yıl önce
Beğen
0
Belki önemsiz gibi görünen bir bilgi: Filmin 1:10:40'daki, yolda yanından geçtikleri kamyon ve içindekiler, Gazap Üzümleri filminden bir görüntüye gönderme. John Steinbeck'in romanından uyarlanma, John Ford tarafından yönetilen bu önemli film, banka soyup polis öldüren Bonnie ve Clyde'ın yoksul halk içinde neden bu kadar sevildiğinin toplumsal altyapısını da gösterir. Ancak Gazap Üzümleri, Amerika'da Büyük Buhran dönemindeki yoksullaşma ve ezilmeyi sınıfsal gerçekler üzerinden anlatır. Filmdeki görüntü, o harika filme güzel bir gönderme.
6 yıl önce
Beğen
0
Herşey bir yana, sadece Nadir Sarıbacak'ın sıradışı oyunculuğu için bile izlenir.
6 yıl önce
Beğen
0
Hugh Jackman böylesi filmler için yaratılmış sanki. Ulaşılmaz denileden vazgeçmemek ve başarma azmi...
7 yıl önce
Beğen
0
Fellini sinemasını bilenler için ayrı bir zevk olsa da, arzularının peşinden gitmek isteyenler için de harika bir yolculuk...
7 yıl önce
Beğen
0
Sevgileri de Maud'un resimlerindeki çiçekler gibi renkleniyor...
8 yıl önce
Beğen
0
Çünkü çarkın içindeki insan polis ne derse yapmayı vatani görev sanıyor. Tecavüz bile vatan görevi olabiliyor.
8 yıl önce
Beğen
0
Efsane roman "Moskova Önlerinde" de önemli, gerçek karakterlerden biridir General Panfilov. Hollywood sinemasının, pek çok filmde olduğu gibi bu karakteri de değiştirerek kendine uydurduğu, Oskarlı "General Patton" filmindeki karakterin, Panfilov'dan hırsızlandığı söylentiler arasındadır.
8 yıl önce
Beğen
0
Adam Sandler almış götürmüş arıza adamı. Ama artık hep yeni yeni "Magnolia"lar arar gözlerimiz...
9 yıl önce
Beğen
1
Yanında, yörende ve kendinde yaşanılanlara ayna tutan filmlere en iyi örneklerden biri Leviathan. Devlet aygıtı elindeki gücü kendi çıkarı için, dini, hukuki ve siyasi araçlarıyla kullanırken, bu aygıtların altında çırpınan insanı da çöküşe uğratıyor. Aileler çatırdıyor, inançlar tükeniyor, ruhsal yaralar büyüyor. Ve Leviathan filmi, sanki bizi anlatıyor.
9 yıl önce
Beğen
0
"Bir anda zamanda yolculuk size gereksiz gibi görünür. Çünkü hayatın tüm detayları çok güzeldir." Filmin ana karakteri bu cümleyi kurarken, elele onurlandırdıkları bir aile yuvası içindedir. Fantastik gibi görünse de sadelik akan çok güzel bir film.
9 yıl önce
Beğen
0
Dinsel kurumlar içerisindeki din adamlarının, eğitimleri altındaki çocuklara cinsel taciz ve tecavüzleri... Bunları açığa çıkarmak ve ifşa etmek... Ülkemizdeki örnekleri geliyor da aklıma... Ve bunları bildiği halde üzerine gitmeyen, ifşa etmeyen gazetecilik örnekleri geliyor da aklıma...
9 yıl önce
Beğen
0
Moby Dick'i bilenler için bambaşka bir heyecan...
9 yıl önce
Beğen
0
Türünün en iyileri arasına girebilecek bir film.
9 yıl önce
Beğen
0
Naziler zaten ırkçı. Ben bu filmde daha çok Amerikalıların ırkçılığına tanık oldum. Bir sporcunun olağanüstü yeteneği ve başarısı, arka plandaki iğrenç politik çıkarlara rağmen hedefine ulaşıyor. Milliyetçi Holywood ise bir stad dolusu Almana "USA" diye bağırtıyor. Jesse Owens'ın hürmetine izlenir...
9 yıl önce
Beğen
0
Jet Li'nin kimi Bruce Lee edaları hiç de fena değil hani! Aman Ip Man'la kıyaslamayalım. Döğüş tekniklerini ağzımız açık izleyelim. Bir de işgal altındaki ülke insanının onur duygusunu...
9 yıl önce
Beğen
0
Yıllar önce, İngiltere'de internet ortamında, sinema tarihinin en iyi filmini seçmek istediler. Halkın seçimi Esaretin Bedeli oldu ve bu durum sinema akademisyenlerini pek şaşıttı. Oysa şaşıracak bir şey yok ki, en zor koşullarda hep canlı tutulan bir umut, 20 yıllık esaret boyunca tırnakla kazılan bir tünel ve özgürlük. Yalnızca hapislik ve kaçış öyküsü değil, özgürlük düşüncesinin insanı nasıl da diri tuttuğu, çıkarsız dostlukların ve paylaşımın sınır tanımadığı bu filmde öyle güzel anlatılıyor ki. Tabi ki Tim Robins ve Morgan Freeman'ın belki de kariyerlerinin en iyi oyunculuklarıyla bu film sinema tarihinin en güzel filmlerinden. Yanlış hatırlamıyorsam aynı ankette Cesur Yürek, halkın diğer tercihiydi. Konusu çok farklı olmasına karşın temadaki benzerlik halkın seçiminde hiç de tesadüf değil değil bence.
9 yıl önce
Beğen
0
Daha Fazla Göster