Bir matematik dehası Maximilian Cohen'in sayılar ve gerçeklik arasındaki bağlantıyı keşfettiği ve böylece geleceği tahmin edebileceğine inandığı Darren Aronofsky'nin ilk filmi.
Süre
84 dakika
İzlenme
3138 izlenme
Bir matematik dehası Maximilian Cohen'in sayılar ve gerçeklik arasındaki bağlantıyı keşfettiği ve böylece geleceği tahmin edebileceğine inandığı Darren Aronofsky'nin ilk filmi.
Film, yönetmenin ilk çalışması olduğu için belki biraz fazla övgü almış olabilir, çünkü genel olarak bakıldığında "vay be" dedirten bir yapıya sahip değil. Daha çok, saplantılı bir karakterin hikayesini izliyorsunuz. Bu saplantı, kendini yüce bir kişi olarak görme noktasına kadar varıyor. Sonunda ise izleyiciye "Eee, şimdi ne oldu?" dedirten bir sahneyle veda ediyor. Genel olarak, ortalama bir filmden öteye geçemiyor.
Film evreni bir düzen ve değişmezlik içinde algılamaya çalışan yarı psikopat yarı dahi bir adamın dünyasını resmetmekte çok başarılı,hocasıyla konuşmalarında hocası devamlı olarak hayatı salt rasyonel ve matematiksel bir şekilde algılamaya çalışmanın yanlış olduğunu söylüyor hatta matematik ile numerolojiyi ayırıyor,matematik doğayı açıklamak için kullanılabilecek bir dildir,numeroloji ise her şeyin arkasına sayıları yerleştiren ayakları yerden kopuk bir safsatadır.
Başkarakterimiz filmin başından itibaren gittikçe daha fazla yalnızlaşıp hayattan kopuyor,karşı komşusu kız kendisine ilgi duymasına rağmen buna önem vermiyor,kendisine sorular soran küçük kızı takmamaya başlıyor,duygularını hiçe sayıp tamamen aklın dünyasına geçiş yapıyor,oysa küçük kızla ilgilense,karşı komşusu olan kadınla aşk filan yaşasa içindeki boşluğu doldurabilecek,fakat onun için hayattaki renklerin duyguların hiçbir önemi yok,kendini bir yalana kaptırmak istemiyor,yalanların arkasındaki değişmez gerçeğin peşinde,tıpkı pisagor gibi,evren sadece akılla açıklanır onların gözünde,duygulara asla yer yoktur
Beynindeki laneti matkapla söküp alması karakterimizi rasyonel,salt akılla algılanan dünyadan duyular dünyasına taşıyor,ve bir insan olarak duyguları olan basit bir varlık olduğunun bilincine varıyor,boyundan büyük işlere kalkışıp tanrıyı oynamaması gerektiğini anlıyor,küçük kızın sorduğu matematik sorularının cevabını artık bilmiyor.Güneşe bakmaması söylendiğinde insan doğasını reddedip güneşe bakmaması gerektiğini tam olarak kavrıyor,fakat bunun için önce güneşe bakıp tanrıyı oynaması gerekti,icarus gibi yükseklere uçup düşmesi gerekti,aslında basit duyuları olan bir insan olduğunu anlaması için..