Woody Allen'ın son filmi Irrational Man, küçük bir kasabanın küçük bir kampüsünde felsefe profesörlüğü yapan ve orta yaş bunalımı dahil pek çok krizi üst üste yaşayan bir adamın hayatına yeni bir düzen verme çabasını sinemaya taşıyor. Profesörün ilk amacı ise kendisinden yaşça küçük öğrencisi ile yakınlaşmak oluyor. Başrollerde Emma Stone ve Joaquin Phoenix'i izlediğimiz filmin senaryosu da alışıldığı üzere Allen'ın kendisine ait.
Süre
95 dakika
İzlenme
72849 izlenme
Allen'ın hemen her filminde birileri en yakın arkadaşıyla eşi tarafından aldatılmış oluyor ve birileri birilerini aldatıyor farkında mısınız? Bu adamın aldatmayla ilgili anlatmak istediği bir şeyler var kesinlikle ya da bunu yazmayı seviyor, ya da hayatı anlattığı için bunun hayatın içinden bir şey olduğunu düşünüyor.
Hipergamiyi işliyor yine Allen. Jill, kariyeri oturmuş ve daha bohem kafalarda bir adam olan Abe'i görür görmez sevgilisi Roy'dan vazgeçiyor. Ona vadettiğim bir şey yok diyor, kuzum çocuk senin sevgilin yani daha ne vadedebilirsin ki. Abe'in malum olaya karıştığını öğrendiğindeyse korkuyor ve sahici bir kaçık olduğunu fark ettiği adamdan kaçıp güvenli limanına geri dönmek istiyor. Aynı şey Rita için de geçerli. (Posey'nin delimsek oyunculuğunu yeniden izlemek güzeldi, Cafe Society'de daha düz bir rolü canlandırıyordu.) O da pasif bir adam olduğu vurgulanan eşinden sıkılmış, Jill kadar genç değil (ageism yapmaktan ziyade artık ihtimallerinin kısıtlandığını vurgulamak istiyorum) ve bir çıkış yolu arıyor. O çıkış yolundaki bir katil de olsa ona tutunuyor.
Filmin sonuysa mükemmeldi. Allen, Jill'i cezalandırmak yerine Abe'i ''dilinden düşürmediği o 'raslantının' aracılığıyla (fenerle)'' cezalandırarak kendi adaletini sağlamış.
Dönem filmleri yapmaktan hoşlanan Allen esas bu filmi dönem filmi yapmalıymış. Yahu hiç mi kamera yoktu etrafta? Gerçi filmde tam bir zaman belirtilmiyor, hadi bunu görmezden geldim.
Abe fazla düşünmekten kafayı yemiş ve çıkış yolu bulamamış bir adamdı. Doğru olduğuna inandığı şeyi yaptı ancak aşırılık yanlışı, yanlış yanlışı getirir. Kampüse gelişiyle tüm dengeleri değiştirdi, tüm sözlerini bir bir yuttu ve tutunacak bir dal bulduğunu zannederken kendi sonunu hazırlamış oldu. Blue Jasmine'le birlikte bir ibret öyküsü olarak sergilenebilecek bir film Irrational Man. Yönetmenin filmlerinden favorim olmadı ancak zekice kurgusu, kültürel anlamda dolu dolu diyalogları ve sonu için en az bir kere izlenilmesi gereken bir yapıt.